Semerşah TurizmSemerşah Turizm
Forgot password?

Hac

Hac Nedir?

paylasimHac ibadeti hicretin 9. yılında farz kılınmıştır. Arapça’da “gitmek, yönelmek veya yüceltilen birini ziyaret etmek” anlamlarına gelen Hac, İslam’ın beş temel şartından biridir ve gücü yeten her Müslüman’a farz kılınmıştır. Mahşerin, yani yeniden dirilişin provası olarak kabul edilen hacca; hem bedenen hem de manen iyi hazırlanmak gerekir. Çünkü hac, özel bir çağrıdır ve bu ibadete özenle hazırlanmak çok önemlidir.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

“Şüphesiz, alemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev, Mekke’deki (Kabe)dir. Orada apaçık nişaneler, İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkar ederse bilmelidir ki, Allah bütün alemlerden müstağnidir.” (Al-i İmran 96-97)

Hz. Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Ey insanlar, Allah size haccı farz kılmıştır, haccediniz.” (Müslim)
“İslam beş temel esas üzere kurulmuştur. Allah’tan başka ilah bulunmadığına ve Muhammed’in (s.a.v) Allah’ın elçisi olduğuna şahitlik etmek, namazı dosdoğru kılmak, zekatı vermek, hac yapmak ve Ramazan orucu tutmaktır.” (Buhari, Müslim)

Hac Ne Zaman Yapılır?

Haccın sahih ve kabul olmasının şartları vardır. Sahih olması için haccın vaktinde yapılması gerekmektedir. Haccın vakti bütün bir yılı kapsamamakta olup, aylarla ve hatta günlerle sınırlıdır. Hac ayları; şževval ve Zilkade ayları ile Zilhicce ayının ilk 10 (on) günüdür. Hac aylarından önce; hac için ihrama girilemez. Eğer ihrama girilirse bu ihram Hac için geçerli kabul edilmez. Hac vakitleri dışında kutsal beldelere yapılacak ziyaretler, Umre niyetiyle yapılabilir.

1. Müslüman Olmak
Müslüman olmayan birinin her şeyden önce iman etmesi gerekir. Çünkü iman etmedikçe ibadetleri makbul olmaz.

2. Akıl Sahibi Olmak
Bir kimsenin dini görevlerle sorumlu olabilmesi için akıl sahibi olması gerekir. Aklı yani ceza-i ehliyeti olmayan kimsenin dini görevlerine karşı sorumluluğu da bulunmamaktadır.

3. Buluğa Erişmek
Buluğa erişmeyen kimse için dini görevleri açısından sorumluluk bulunmamaktadır. Buluğa erişmemiş kimse (çocuk) hac yaparsa, buluğa eriştikten sonra da hac yapmakla yükümlü olur.

4. Özgür Olmak
Özgür olmayan (esir, mahpus vb.) kimse için, özgürlüğünü kazanana dek hac farz değildir.

5. Ekonomik Yönden İmkan Sahibi Olmak
Zorunlu ihtiyaçları haricinde hacca gidip dönünceye dek kendisinin ve bakmakla yükümlü oldugu ailesinin geçinebilecegi maddi güce sahip olmak.

6. Sağlıklı Olmak
Hac farizasının bir kimseye farz olabilmesi için o kimsenin bedenen bu ibadeti yapmaya gücü yetmesi gerekir. Hac ibadetini bedenen yapamayacak kadar hasta olan kimse için hac, farz değildir. Ancak hac ibadetinin geciktirilmemesi ve özellikle yaşlılık dönemlerine bırakılmaması gerekir.

7. Yol Güvenliğinin Bulunması
Haccın bir mümine farz olabilmesi için yol güvenliğinin olması gerekmektedir.

8. Haccın Farz Olduğunu Bilmek
Müslüman olmayan bir toplumda yaşayan ve haccın farz olduğunu bilmeyen Müslüman, bu farzı öğrenene kadar kendisine hac farz olmaz.

9. Haccın Vaktine Yetişmek
Bir Müslüman’a hac farz olabilmesi için haccın eda edileceği vakte yetişmiş olması gerekir.

10. Kadınlarda Can, Mal ve Namus Güvenliğinin Sağlanmış Olması
Hanefi ve Hanbeli mezheplerine göre bir kadının haccedebilmesi için kendisine refakat edecek eşi veya bir mahreminin olması gerekmektedir.

11. Eşi Vefat Etmiş veya Eşinden Boşanmış Kadınların İddet Süresi
Eşi vefat etmiş veya eşinden boşanmış kadınların iddet sürelerini doldurmuş olmaları gerekmektedir.

a- Hanefi mezhebine göre haccın farzları; bir şart ve iki rükündan oluşmaktadır. Bunlardan ihrama girmek haccın şartı, Arafat’ta vakfeye durmak ve Kabe’yi tavaf etmek ise haccın rükünlerindendir.

1. Haccı İhramlı Yapmak

İhramsız olarak yapılan hac geçerli olmaz. Haccın rükünleri ihramlı olarak yerine getirilmelidir.

2. Arafat Vakfesi

Hac ibadetinin kabul olabilmesi için ihram giyilerek Arafat vakfesinin yapılması gerekmektedir. Vakfe, hac yapma niyetiyle ihrama girmiş bir kimsenin Zilhicce ayının 9. günü zeval vaktinden sonra Arafat’ta bir müddet kalması (beklemesi) demektir. Burada kefeni andıran ihramlar içerisinde, makyajsız ve tüm süslerden münezzeh bir halde Yüce Mevla’ya dua ve istiğfar edilmelidir. Çünkü Arafat tam bir tövbe, şefaat ve vuslat anıdır.

3. Ziyaret Tavafı

Hac yolcusu Afarat vakfesinden sonra ziyaret tavafını yapmakla yükümlüdür.

b- şžafii mezhebine göre haccın farzları şu şekildedir:

1. İhrama girmek (niyet),
2. Arafat’ta vakfe yapmak,
3. Ka’be’yi tavaf etmek,
4. Sa’y yapmak,
5. Saçları tıraş etmek veya kısaltmak,
6. Bu rükünler arasında sıraya (tertibe) uymak.

Bu farzlar, haccın rükünleridir.

c- Maliki ve Hanbeli mezheplerine göre haccın farzları şu şekildedir:

1. İhrama girmek,
2. Arafat’ta vakfeye durmak,
3. Kabe’yi tavaf etmek,
4. Sa’y yapmak.

Bu farzlar, haccın rükünleridir.

a- Hanefi mezhebine göre hac ibadetinin vacipleri şu şekildedir:

1. Sa’y yapmak
2. Müzdelife’de vakfe yapmak
3. ޞeytan taşlamak
4. Saçları tıraş etmek veya kısaltmak
5. Veda tavafı yapmak.

b- şžafii ve Hanbeli mezheplerine göre haccın vacipleri şu şekildedir:

1. İhrama mikattan girmek
2. Cemrelere taş atmak
3. Müzdelife’de vakfe yapmak
4. Bayramın 1, 2 ve 3. günlerinde Mina’da gecelemek
5. Veda tavafı yapmak

c- Maliki mezhebine göre haccın vacipleri şunlardır:

1. Telbiye
2. Müzdelife’de gecelemek
3. Tıraş olmak veya saçları kısaltmak
4. Eyyam-ı teşrik günlerinde Mina’da gecelemek

1. İfrad Haccı
Hac zamanında sadece hac yapmak üzere ihrama girilip umresiz olarak yapılan hacdır.

2. Temettu Haccı
Hac zamanı içinde hac ve umre ayrı ayrı niyet ve ihramlarla yapılır. Türk hacı adaylarının en fazla tercih ettiği hac türüdür.

3. Kıran Haccı
Hac ve umreye birlikte niyet ederek ikisi tek bir ihramla birleştirilerek yapılır.

Sözlük anlamıyla bir şeyin etrafında dönmek veya dolaşmak anlamlarına gelen tavaf; Hacer-i Esved’in hizasından başlayarak Kabe-i Muazzama’nın (sol tarafımıza alınması suretiyle) etrafında yedi defa dönmektir. Kabe’nin etrafındaki her bir dönüşe şavt denir. Yedi (7) şavt toplamda bir tavaf eder.

Hükümleri itibarı ile; farz, vacip, sünnet ve nafile olmak üzere toplamda yedi (7) çeşit tavaf vardır. Bu tavaflar şu şekildedir: “kudüm tavafı, ziyaret tavafı, veda tavafı, umre tavafı, nezir tavafı, nafile tavafı ve tahiyyetü’l mescid tavafı”

a- Niyet

Tavaf ibadetinin geçerli olabilmesi için niyet etmek şarttır. Niyetsiz yapılan tavaf geçerli olarak kabul edilmez. Yalnızca şžafii mezhebine göre “ziyaret” ve “kudüm” tavafı için niyet şart değildir. Çünkü şžafiiler hacca niyet ederken bu tavaflara da niyet etmiş olur. Ancak bu ikisinin dışındaki diğer tavaflar için niyet etmek şarttır.

Tavaf yapacak kimsenin niyetini Hacer-i Esved hizasını geçmeden yapması gerekir. Tavaf yapmak isteyen kimse Hacer-i Esved hizasını geçtikten sonra niyet ederse, şavtı geçerli olmaz. Bundan sonra yapacağı şavt, ilk şavtı olur.

b- Tavafın Belirlenen Vakitte Yapılması

Kudüm tavafı; hac ihramına girildikten sonra ve Arafat vakfesinden önce yapılır.

Umre tavafı; ihrama girildikten sonra yapılır.

Ziyaret tavafı: Arafat vakfesinden sonra Kurban Bayramı’nın birinci günü fecr-i sadığın doğuşundan sonra yapılır.

Veda tavafı; hac menasikinin tamamlanmasından sonra yapılır.

c- Tavafı Harem-i şžerif’in İçerisinde ve Kabe-i Muazzama’nın Çevresinde Yapmak

Tavafın geçerli olabilmesi için Harem-i şžerif’in içerisinde ve Kabe’nin etrafında dönülerek yapılması gerekir.

d- Tavafın En Az Dört şžavtını Tamamlamak

Tavafın ilk dört şavtı farzdır. Tavafı yedi şavta tamamlamak ise vaciptir. Dört şavtı tamamlayan kimsenin tavafı geçerli olur ancak cezaya uğramamak için tavafın yedi şavta tamamlanması gerekir. .

a- Tavafı Abdestli Yapmak

Tavafı yapan kişinin abdestli olması gerekir. Tavaf esnasında abdesti bozulan kişi, tavafı bırakıp abdest tazeleyerek kaldığı şavttan devam edebilir.

b- Tavafı Avret Mahalli Kapalı Olarak Yapmak

Tavaf esnasında kadın ve erkeklerin avret yerlerini kapalı (örtülü) tutmaları gerekir.

c- Teyamün

Teyamün, sağından başlamak (yapmak) demektir. Tavaf, Kabe’nin sağından, yani sol omuz Kabe’ye dönük olarak yapılmalıdır.

d- Tavafın İlk şžavtına Hacer-i Esved’in Hizasını Geçmeden Başlamak Gerekir

Tavafın ilk şavtına Hacer-i Esved’in hizasını geçmeden başlamak gerekir.

e- Tavafı Yürüyerek Yapmak

Gücü yetenlerin tavafı yürüyerek yapmaları gerekir. Sağlıklı olduğu halde, yahut dinen geçerli bir mazereti bulunmadığı halde tekerlekli sandalye vb. araçlarla yapılan tavaf geçerli olmaz.

f- Tavafı Hatim’in Dışından Yapmak

Tavaf, Hatim-in dışından yapılmalıdır. Hatim alanının içinden yapılan tavaf geçerli kabul edilmez. Çünkü Hatim bölgesi Kabe’nin içinden sayılır.

g- Tavafı Yedi şžavta Tamamlamak

Tavafın; ilk dört şavtı farz, yedi şavta tamamlanması ise vaciptir.

h- Tavaf Namazı Kılmak

Tavafın ardından iki rekat tavaf namazı kılınmalıdır. Kılınan namazın ardından yapılacak duada Allah’a yakarmak ve Yüce Allah’tan af ve mağfiret dilemek önerilir.

Tavaf bittikten sonra say yapılmalıdır.

Safa tepesine gelinerek kıbleye doğru dönülür. “Allah’ım senin rızan için umre sa’yi yapmak istiyorum. Onu bana kolaylaştır ve benden kabule eyle” diyerek niyet edilir. Eller duada olduğu gibi açılır; tekbir, tehlil ve salavat getirilerek dua edilir. Merve tepesine doğru dua ve zikir ile yürünür. Erkeklerin yeşil ışıklar ile belirlenen yerden koşar gibi hızlı adımlarla yürümesine hervele denir. Merve tepesine gelince Safa tepesindeki gibi dua ve zikirler, aynı şekilde yapılır. Safa’dan Merve’ye yürüyüşle “bir şavt, yani tur” tamamlanmış olur.

Dua ve zikirden sonra tekrar Merve’den Safa’ya doğru yürünür. Burada da erkekler, yeşil ışıklar ile belirlenen yerde koşar gibi hızlı adımlarla yürümelidir. Safa tepesine gelince Merve tepesinde yapılan dua ve zikirlerin aynısı tekrar edilir. Merve’den Safa’ya bu geliş ile ikinci şavt da tamamlanmış olur.

Bu şekilde tam olarak 7 tur yapılır. Say esnasında dua kitaplarında hazırlanmış olan Say duaları okunabileceği gibi arzu edilen şekilde de dua edilebilir. Yedinci turda Merve tepesine gelindiğinde sa’y biter. Say bitince tıraş olunup, ihramdan çıkılır.

Hac yolcusu, Zilhicce’nin 8. günü hac için tekrar ihram elbiselerini giyer ve ihram namazını kılar. “Allah’ım ben hac yapmak istiyorum. Onu bana kolaylaştır, benden kabul eyle” diyerek niyet eder.

Ardından:
“Lebbeyk allahümme lebbeyk. Lebbeyke la şerike leke lebbeyk. İnne’l-hamde ve’n-nimete leke ve’l-mülk la şerike lek” diyerek telbiye getirir.

Böylece hac ihramına girilmiş ve ihram yasakları yeniden hac yolcusu için başlamış olur. O gün ihramlı olarak Mina’ya gidilir. Gün; Mina’da ibadetlerle sürdürülür. Arafe günü sabahındaysa Arafat’a geçilir.

Arafat vakfesi ham olan tüm duyguların terkedildiği ve gönül dünyasının piştiği bir yerdir. Burada arzu ettiği saadeti arayan müminler (hac yolcuları) Arafat’ın manevi atmosferi ile pişmekte ve ham olandan kurtulabilmek için dünyevi hislerinden, arzularından ve eksikliklerinden vazgeçmektedir. Çünkü Arafat kavuşmanın, yakarışın, bekleyişin, sabrın, idrak edişin ve vazgeçişin kaynağıdır”¦

Hac yolcuları, Zilhicce’nin 9. Günü olan Arefe gününde, öğleden önce Arafat’ta toplanır. Dünyanın dört bir yanından gelen; renkleri, ırkları ve dilleri farklı ancak duygu ve hissiyatları aynı milyonlarca insan mahşeri andıran bir görüntüyle yan yanadır.

Burada öğle ve ikindi namazları birleştirilerek öğle vaktinde cem-i takdim’le kılınır. Namazdan sonra ayakta, kıbleye karşı dönülerek vakfe duası yapılır. Bu şekilde haccın en büyük rüknü olan ve Efendimiz Aleyhisselam’ın “Hac Arafat’tır” buyurduğu Arafat vakfesi yerine getirilmiş olur.

Arafat’ta vakfe yapmak çok kıymetlidir. Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Allah, Arafat ehlini, semanın meleklerine över. ޞöyle der: Benim şu kullarıma bakınız, onlar saçları dağınık, toza toprağa bulanmış bir halde bana gelmişler.” (İbn Hıbban)

Vakfe’den sonra artık gün ibadet ve tefekkürle geçirilir. Güneş batınca, akşam namazını kılmadan Müzdelife’ye hareket edilir.

Müzdelife, Arafat ile Mina arasında Harem sınırları içindeki bir bölgenin adıdır. Hac yolcuları, bayram gecesini burada geçirmekte, yatsı vaktinde; akşam ve yatsı namazları birleştirilerek Cem-i Te’hir’le kılınmaktadır. Burada; şeytan taşlamak için nohut büyüklüğünde taşlar toplanır. Sabah namazı erkenden kılınır ve ayakta kıbleye karşı dönülerek vakfe duası yapılır.

“Arafat’tan geri döndüğünüz zaman Meşar-ı Haram’da yani Müzdelife’de Allah’ı zikredin; O sizi hidayete erdirdiği gibi O’nu zikredin.” (Bakara, 198) ayetine uyularak Müzdelife vakfesi gerçekleştirilir. Duanın ardından yaya olarak Mina’ya hareket edilir ve yol boyunca telbiye getirilir.

İbrahim Aleyhisselam’ın; oğlu İsmail Aleyhisselam’ı kurban etmek istediği; ancak Yüce Allah’a gösterdiği teslimiyet nedeniyle ikrama ve ihsana kavuştuğu Mina’ya gelinir. Mina’da hac yolcuları hem Hz. İsmail’in hem de babası Hz. İbrahim’in teslimiyeti ve imtihanını idrak etmektedir.

Mina’da bayramın ilk günü büyük şeytana yedi taş atılır. Taşlar başparmak ile işaret parmağı arasına alınır. “Bismillahi Allahu Ekber. Rağmen lişşeytani ve hizbihi” yani; “şžeytan ve taraftarlarına rağmen Allah büyüktür. Onu Allah’ın adıyla taşlıyorum” denilerek 7 taş atılır ve her atışta bu söz tekrar edilir. Hac yolcusu bu esnada kendi kusurları, günahları ve nefsinin aşırılıklarını taşladığını düşünür.

Bayramın ilk günü sadece büyük şeytan taşlanır. Küçük ve orta şeytan taşlanmaz. Aynı gün Mina’da kurbanlar kesilir ve saçlar tıraş edilerek veya kısaltılarak ihramdan çıkılır. Böylece eş ile yakınlaşma dışındaki bütün ihram yasakları ortadan kalkar. Buna birinci tehallül denir.

Bayramın birinci günü Kabe’ye gidilir, ziyaret tavafı yani farz olan tavaf yapılır. Bu tavaf, bayramın ikinci veya üçüncü günü de yapılabilir. Özel gününde olan bayanlar temizlendikten sonra tavaflarını yapmalıdır. Ziyaret tavafından sonra eş ile yakınlaşma dahil bütün ihram yasakları ortadan kalkar. Buna ikinci tehallül denir. Bu tavaftan sonra haccın say’ı yapılır.

Allahım! Hac tavafı yapmak istiyorum. Bunu bana kolaylaştır ve benden kabul eyle. Aziz ve celil olan Allah rızası için hac tavafı yapmaya niyet ettim. Allahım! Salat, Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v) ve O’nun ailesinin üzerine olsun.

Bayramın 2. ve 3. günü sırasıyla; küçük, orta ve büyük şeytana yedişer taş atılır. Taşlama vakti öğleden sonra başlar ve ertesi günün imsak vaktine kadar devam eder. şžayet bayramın 4. günü de Mina’da kalınacaksa yine küçük, orta ve büyük şeytan taşlanır. Ancak dördüncü gün genellikle Mina’da kalınmadığı için o gün taşlama yapılmamaktadır.

Hac yolcusu, Mekke’de kaldığı günlerini; tavaf, umre, namaz, Kur’an, oruç ve zikirle geçirir. Mekke’den ayrılmadan önce veda tavafı yapar ve artık emin beldeden ayrılma vaktidir. Tavafla başlayan Mekke günleri yine tavafla sonlanır. Bu tavaf bir anlamda izin almak, müsaade istemektir. Beden ayrılsa dahi akıl ve gönül Mekke-i Mükerreme’de kalır, tekrar kavuşmak ümidi ve gözyaşlarıyla Kabe-i Muazzama’ya veda edilir.

Hz. Aişe (r.a) anlatıyor: “Ey Allah’ın Resulü, seninle cihad etmek üzere biz de sefere çıkmayalım mı? Zira ben Kur’an’da cihattan daha faziletli bir amel göremiyorum.”

Efendimiz (s.a.v) şu cevabı verir: “Hayır, ancak, cihadın en faziletli ve en güzeli hacc-ı mebrurdur.” Hz.  Aişe der ki: “Bunu işittikten sonra haccı hiç bırakmadım.” (Buhari, Nesai)

Hac ibadetinin faziletine ilişkin Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Mebrur haccın karşılığı ancak cennettir” (Buhari, Müslim)

Hac farizasının fazileti hakkında bir başka Hadis’i şžerif’e göre ise Resulullah Efendimiz (s.a.v) İbn Ömer’e (r.a) şöyle buyurmuştur: “Biliyor musun? Muhakkak İslam kendinden önceki günahları siler, muhakkak hicret önceden işlenen günahları siler, muhakkak hac kendinden önceki günahları siler.” (Müslim)

Hac ibadetinin tamamı Mekke-i Mükerreme’de yapılır. Mekke, Hz. Peygamberin ve İslamiyet’in doğduğu mukaddes bir beldedir. Allah’ın evi olan Kabe ve birçok kutsal mekan buradadır.

Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v) Mekke’ye olan sevgisini hicret esnasında şöyle dile getirmiştir: “Sen ne hoş beldesin. Seni ne kadar seviyorum! Eğer kavmim beni buradan çıkmaya mecbur etmeseydi, senden başka bir yerde ikamet etmezdim.” (Tirmizi)

Bu şehir Yüce Allah’ın harem yani hürmetli ve dokunulmaz ilan ettiği kutsal bir beldedir. Efendimiz Aleyhisselam Mekke’yi fethinin ikinci gününde okuduğu hutbesinde şöyle buyurmaktadır:

“Ey insanlar! şžüphe yok ki, Allah, göklerle yeri, Güneş’le Ay’ı yarattığı gün, Mekke’yi de haram kılmıştır.” (Buhari)

“Burası, Allah’ın haram kıldığı bir bölgedir. Kıyamet gününe kadar da, haram olarak kalacaktır. Mekke’yi haram kılan Allah’tır. Allah’a ve ahiret gününe inanan kimseye, Mekke hareminde kan dökmek, ağaç kesmek, helal olmaz” (Ahmed)

“Bu ümmet, şu haram yerlere hakkı olduğu hürmeti gösterdiği müddetçe hayır üzere devam eder. Bu hürmete riayet etmediler mi helak olurlar.” (İbn Mace)

Alemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz’in doğduğu evin yeri,
Resul’ü Ekrem Efendimiz’in bir grup Cin’e Kuran ayetleri okuduğu yer olan Cin Mescidi,
Peygamberimiz’in dedesi Abdulmuttalib, hanımı Hz. Hatice ve oğulları; Hz. Kasım ile Hz. Abdullah r.a, ilk İslam şehitleri ve daha birçok sahabe ile tabiinden büyüklerinin metfun bulunduğu Cennet-ül Mualla,
Hicret esnasında; Peygamber Efendimiz’in (s.a.v); yol arkadaşı Hz. Ebubekir’le birlikte müşriklerden saklandığı Sevr Dağı,
Haccın en büyük rüknü olan Arafat vakfesinin yapıldığı tövbe mekanı Arafat,
Bayram gecesi ibadet ile geçirilen ve sabahında vakfe yapılan Müzdelife,
Hac yolcularının şeytan taşlayıp kurbanlarını kestiği, teslimiyet mekanı Mina,
Ve ilk vahyin indiği, rahmet deryası Hira Dağı,
Hac yolcularının Mekke-i Mükkereme’de ziyaret ettiği yerlerdir.

Medine’nin havası, yaşantısı, düzeni bambaşkadır. Hicret sonrası Hz. Peygamber’e (s.a.v) kucak açan bu yer; bütün sıcaklığıyla kuşatır kendisine misafir olanları. Hz. Peygamber’e (s.a.v) özlem duyan müminler burada ona kavuşurlar.

Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Yüce Allah, onları yani Medineli Ensarı size kardeş yaptı ve Medine’yi size emniyet ve huzur bulacağınız bir yurt kıldı!” (İbn Hişam, Sire)

“O Medine, gerçekten temizdir. Ateşin gümüşteki kirleri temizlediği gibi Medine de kişiyi temizler.” (Müslim)

Medine, kıyamete kadar gelecek insanlara “İşte Kardeşlik Böyle Yapılır” mesajını veren ensar şehridir. İslamiyet dünyaya oradan yayılmış, Kur’an-ı Kerim’in pek çok ayeti orada inmiştir.

Medine’ye gelen hacılar otele yerleştikten sonra büyük bir heyecanla Peygamber Efendimiz’i selamlamaya giderler. Hz. Peygamberi ziyarete giden kişi; mümkünse gusül abdesti alıp, güzelce temizlenip, kokulandıktan sonra ziyarete gitmelidir. Hac yolcusu; birazdan O’nun (s.a.v) huzuruna varacağını düşünerek; edep ve huşu içinde adımlarını atar. Her adımda sevgililer sevgilisine daha da yaklaştığını hisseder. Salat-ü selam okuyarak mescide yaklaşır. Hz. Peygamber’in (s.a.v) saadetli başı hizasına gelerek yüzünü O’na doğru çevirir. İşte şimdi alemlere rahmet olarak gönderilen Kainatın Efendisi Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem’in huzurundadır.

Büyük bir edeple: “Es-Selamu aleyke ya Rasulallah, Es-Selamu aleyke ya Habiballah, Es-Selamu aleyke ya Nebiyyallah, Es-Selamu aleyke ya Hayra Halkillah, Es-Selamu aleyke ya Hateme’n-Nebiyyin, Es-Selamu aleyke ya Seyyide’l-Mürselin” şeklinde selam verir ve dua eder.

Bu selamlamadan sonra bir metre kadar sağ tarafa ilerleyip Hz. Ebu Bekir’in başı hizasında durarak: “Es-Selamu aleyke ya Eba Bekri’s-Sıddik, Es-Selamu aleyke ya Halifete Rasulillah, Es-Selamu aleyke ya Sahibe Rasulillah” şeklinde selam verir.

Daha sonra bir metre kadar daha ilerleyip Hz. Ömer’in başı hizasında durur. Ve ona da: “Es-Selamu aleyke ya Ömer, Es-Selamu aleyke ya Emire’l-mü’minin, Es-Selamu aleyke ya Faruk” şeklinde selam verir ve dua eder.

Bu ziyaret çok makbul olup hakkında birçok müjde vardır. Çünkü Efendimiz Aleyhisselam şöyle buyurmaktadır:

“Kim ölümümden sonra kabrimi ziyaret ederse beni hayatımda ziyaret etmiş gibidir.” (Tebareni)

“Kim kabrimi ziyaret ederse şefaatim ona vacip olur” (Beyhaki)

“Bir kimse bana selam verince Allah bana ruhumu iade eder, ben de o kimsenin selamını alır, ona karşılık veririm” (Ahmed)

Allah Teala şöyle buyurmaktadır:

“Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler (siz de) O’na salat edin ve (O’na) teslimiyetle selam verin.” (Ahzab 56)

Hac yolcuları Medine-i Münevvere’de bulundukları müddetçe vakitlerini 1’e 1000 sevabın verildiği Mescidi Nebevi’de ibadet ile geçirir. Efendimizin (s.a.v) “Evim ile minberim arası cennet bahçelerinden bir bahçedir” buyurduğu Ravza-ı Mutahhara’da namaz kılar.  Bir kendilerine, bir de etraflarına bakarak nerede olduklarını ve hangi topraklara bastıklarını idrak etmeye çalışırlar.

“¢ Hazreti Aişe (r.a) annemiz başta olmak üzere Hazreti Resulullah’ın (s.a.v) kıymetli eşlerinin, kızları Hazreti Fatıma’nın, Hazreti Zeyneb’in, Hazreti Rukiyye’nin, Hazreti Ümmü Gülsüm’ün, oğlu Hazreti İbrahim’in, torunu Hazreti Hasan’ın, amcası Hazreti Abbas’ın, halaları Hazreti Safiyye ile Hazreti Atike’nin ve Hazreti Osman ile on binlerce ashabın metfun olduğu Cennet-ül Baki Kabristanı,

“¢ Hazreti Hamza, Hazreti Mus’ab bin Umeyr, Hazreti Abdullah bin Cahş ile yetmiş şehidi bağrına basan ve Hz. Resulullah’ın (s.a.v) “O Bizi Sever, Biz de Onu Severiz” dediği Uhud,

“¢ Kıblenin Ka’be’ye çevrildiğini bildiren ayetin indiği, Mescid-i Kıbleteyn,

“¢ Bir savunma savaşı olarak Hendek Muharebesi’nin yapıldığı yer olan ve inkarcıların arkalarına bakmadan kaçtıkları, münafıkların ayıklandığı, çetin imtihanların yaşandığı Hendek,

“¢ İki rekat namazın bir umre sevabına denk geldiği ve Hazreti Resulullah’ın (s.a.v) inşasında taş taşıdığı Kuba Mescidi, hac yolcularının Medine-i Münevvere’de ziyaret ettiği başlıca yerlerdir.

Ayrıca Hz. Peygamber’in (s.a.v) bayram namazlarını kıldırdığı mescitlerden olan; Gamame, Hz. Ömer, Hz. Ebubekir ve Hz. Ali mescitleri de bu kutlu beldede ziyaret edilen diğer yerler arasındadır.

Hac yolcusu ensar ve hicret şehri Medine-i Münevvere’de kaldığı sürece vaktinin büyük bölümünü Mescidi Nebevi’de ibadet ve ziyaret ile geçirmeli, bu kutlu şehirden ayrılacağı vakit, son olarak Efendimiz’e (s.a.v) veda ziyaretinde bulunmalıdır.

İbnu Abbas (r.a) anlatır: “Resulullah (s.a.v) buyurdular ki:

“Kim hac yapmak isterse acele etsin. Çünkü olur ki insan hastalanır (bineği) kaybolur, (gitmeye mani) bir iş zuhur eder.” (Ahmed, İbn Mace)

Peygamber Efendimiz (s.a.v) bu ibadet için acele davranmamız gerektiğini ifade eder. Zira hac, hem mal hem de bedenen yapılan bir ibadettir. Yorgunluğu fazladır, meşakkati çoktur, zaman alan bir ibadettir. Hiçbir ibadette bu kadar yorgunluk, meşakkat ve imtihan yoktur. İnsanı namazdan, oruçtan alıkoyacak engeller çok olmayabilir ancak haccın engeli çok olur. Genç yaşta fırsatını bulan mümin bu fırsatı hemen değerlendirmeli ve bu farzı yerine getirmelidir.

Hz. Ali (r.a) anlatıyor: “Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdular:

“Kim kendisini Beytullah’a ulaştıracak kadar azık ve bineğe sahip olduğu halde haccetmemişse onun Yahudi veya Hristiyan olarak ölmesi arasında fark yoktur. Zira, Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur: “Oraya yol bulabilen insana, Allah için Kabe’yi haccetmesi gerekir.” (Al-i İmran 97). [Tirmizi]

Görüldüğü gibi hadiste, hac yapmaya yetecek imkanı olup da hacca gitmeyenler çok ağır bir üslupla kınanmıştır.

Hac ibadeti sırasında sabır çok önemlidir. Hac farizasının yerine getirilmesi sürecinde genellikle çokça yürümek gerektiği için hem sabırlı hem de mukavemetli olmakta fayda vardır. Bu noktada hac ibadetinin mümkün olduğunca gençken yapılması önerilmektedir.

Hac yolcusu; kutsal topraklarda kimsenin ibadet şekline, yemek yiyişine, oturup kalkışına veyahut kusurlarına dikkat etmemelidir. Ayıp bulan değil, kusur örten olmalıdır. Mutlaka kendi kusurları ile meşgul olmalı ve zamanının büyük bölümünü ibadetle geçirmelidir.

Alışveriş gibi dünyevi uğraşlar ile vakit harcamak hac sırasında yapılabilecek en büyük hatalardan biridir. Bu nedenle mümkün olduğunca vaktimizi Harem-i şžerif’te ve Mescid-i Nebevi’de geçirmeli ve beş vakit namazlarımızı buralarda kılmak için gayret göstermeliyiz. Ayrıca hac boyunca bol bol tefekkürde bulunarak kutlu beldelere niçin geldiğimizi de bir an bile unutmamalıyız.

Afak: Mikat sınırları dışında kalan bölgelere denir.

Arafat: Mekke’nin 25 km. güneydoğusunda bulunan alanın adıdır. Haccın asli rüknü olan vakfenin yapıldığı yerdir.

Arefe Günü: Zilhicce ayının 9. günüdür. Arafat vakfesi bugün yapılır.

Bedel: Dinin kabul ettiği bir mazeret sebebiyle hac veya umre ibadetini bizzat yapamayan kimsenin yerine yapan kimseye verilen isimdir.

Bedene: Sözlükte büyük baş hayvan anlamındadır.

Dem: Hac veya umre esnasında ibadet maksadıyla kurban kesilmesi anlamına geldiği gibi bir vacibin terkedilmesi, geciktirilmesi veya ihlal edilmesi sonucunda ceza olarak kurbanlık kesilmesi anlamına gelmektedir.

Hac: Mekke’de bulunan Kabe, Arafat, Müzdelife ve Mina’da belli dini görevleri belirlenmiş zaman içinde yerine getirerek yapılan ibadetin adıdır.

Hacer-ül Esved: Siyah taş demektir. Cennetten gelen bir taş olduğuna dair rivayetler vardır. Tavaf Hacer-ül Esved hizasından başlanır.

Harem Bölgesi: Mekke’de dokunulmazlık bölgesidir. Zararlı hayvanlar dışında bu bölgede hayvanların öldürülmesi ve bitkilerin koparılması yasaklanmıştır.

Hil Bölgesi: Mekke’nin Harem bölgesinin dışında kalan ve mikat sınırlarına kadar uzanan bölgenin ismidir.

Hatim: Rüknülıraki ve Rüknüşşami arasında bulunan Kabe’nin kuzey duvarının ön tarafında yarım daire bir duvarla çevrilmiş alandır. Kabe’nin içinden sayılmakla birlikte tavafın bu alanın dışından yapılması gerekir.

Hedy: Hac ve umre esnasında Harem sınırları içinde kesilen kurbanlık hayvanlara denir.

Hervele: Say sırasında iki yeşil ışık ile belirlenmiş alanda koşar adımla ve çalımlı yürümeye denir.

İfrad Haccı: Hac aylarında ihrama girerken sadece hacca niyet edilerek yapılan hac ibadetine denir.

İhram: Yasaklama anlamına gelen ihram; bir kimsenin normal zamanlarda kendisine helal olan bazı davranış ve nimetleri, mikat sınırlarına girmeden kendisine yasaklaması demektir.

İhsar: Engellemek veya alıkoymak anlamlarına gelir. Hac veya umre ibadetlerinin tamamlanmasını engelleyen durumları ifade eder.

İstilam: Selamlamak demektir. Tavaf sırasında Hacer-ül Esved’in selamlanması anlamında kullanılan terimdir.

Iztıba: Ardından say yapılacak olan tavafta erkeklerin omuzlarında bulunan ve rida ismini taşıyan elbisenin bir ucunu sağ koltuk altından geçirip sol omuz üstüne atmaktır. Bu durumda sağ kol ve sağ omuz açıkta kalır. Ardından say yapılmayacak olan tavaflarda ıztıba yapılmaz.

Kabe: Müslümanların kıblesi Kabe, Mekke-i Mükerreme’de Harem-i şžerif’in içerisinde yer almaktadır. Kabe’nin; doğu köşesine, Rüknühacerülesved, güney köşesine Rüknülyemani, batı köşesine Rüknüşşami ve kuzey köşesine Rüknüıraki isimleri verilmiştir.

Kıble: Yön ve taraf anlamlarına gelmektedir. Müslümanların namazda yöneldikleri Kabe yönünü ifade eder.

Kıran Haccı: Aynı hac mevsiminde umre ve hacca birlikte niyet ederek girilen ihramla birlikte tamamlanan haccın ismidir.

Kudüm Tavafı: İfrad haccı yapanların Mekke’ye vardıklarında yaptıkları ilk tavaf ile kıran haccı yapanların umreden sonra yaptıkları ilk tavafın adıdır.

Kurban: Belirli şartları taşıyan hayvanı, ibadet maksadıyla usulüne uygun olarak kesmektir.

Makam-ı İbrahim: Hz. İbrahim’in Kabe’yi inşa ederken iskele olarak kullandığı ve halkı hacca davet ederken üzerine çıktığı taşın adı ve bulunduğu yerdir. Bu yer Kabe’nin kapısının bulunduğu duvarın önünde, cam bir fanusun içerisindedir.

Menasik: Hacda veya umrede yerine getirilmesi gereken ibadetler, kurban kesmek ve kurban kesilen yer için kullanılan terimdir.

Mes’a: Safa ile Merve arasında sa’y yapılan yerdir.

Mescid-i Haram: Mekke şehrinde Kabe’nin bulunduğu büyük mescittir.

Mescid-i Nemire: Arafat meydanının Müzdelife yönünde bulunan Urene vadisindeki mescidin adıdır.

Meş’ar-i Haram: Müzdelife bölgesinde Kuzeh isminde bir tepecik vardır. Bu tepeciğin etrafına verilen isimdir.

Metaf: Tavaf edilen yere verilen addır.

Mikat: Hac ve umre yapmak isteyenlerin, ihrama girmeden önce geçemeyecekleri sınırlardır.

Mina: Mekke’de Arafat istikametine giderken, Mekke ile Müzdelife arasında kalan bölgenin adıdır. Hac döneminde şeytan taşlama ve kurban kesme burada yapılır.

Altınoluk (Mizab-ı Kabe): Kabe’nin oluğu demektir. Kabe’nin damında biriken suları tahliye etmek için Hatim’in bulunduğu taraftaki duvarın üstüne yerleştirilmiş olan oluğun adıdır.

Muhrim: İhrama giren kimseye denir.

Mültezem: Hacer-ül Esved’in bulunduğu köşe ile Kabe kapısı arasında kalan kısıma denir.

Müzdelife: Mekke’de Mina ile Arafat arasında bulunan ve Harem sınırları içinde yer alan bölgenin ismidir. Hac döneminde Müzdelife vakfesinin yapıldığı yerdir.

Ravza-i Mutahhara: Temiz bahçe demektir. Medine’de Mescid-i Nebevi’de Resul-i Ekrem Efendimiz’in (s.a.v) kabr-i şerifi ile minberi arasındaki bölümün ismidir. Hz. Peygamber (s.a.v) burası için şöyle buyurmuştur: “Evimle minberim arası, cennet bahçelerinden bir bahçedir.” (Buhari, Faalü’s-salat, 6)

Remel: Süratle gitmek anlamına gelen Remel, tavaf yaparken kısa adımlarla koşmak ve çalımlı bir şekilde yürümek demektir.

Rida: İhrama girerken erkeklerin omuzdan bele kadar sarındıkları beze denir.

İzar: İhrama girerken erkeklerin belden aşağıya sarındıkları beze denir.

Safa ve Merve Tepeleri: Kabe’nin doğusunda bulunan iki tepenin ismidir. Say ibadeti bu iki tepe arasında yapılır.

Tahallül: Haram iken helal hale gelmek demektir. Hac veya umre yapan kimse için ihram yasaklarının sona ermesi, yani ihramdan çıkması anlamına gelir. Hac yapanlar için iki tahallül vardır. Kurban Bayramı’nın birinci günü tıraş olduktan sonra birinci tahallül gerçekleşir. Bu durumda eş ile yakınlaşma dışında bütün ihram yasakları sona erer. Ziyaret tavafı yapıldıktan sonra da ikinci tahallül gerçekleşir. Bu tahallül ile eş ile yakınlaşma yasağı da kalkar. Umre yapanlar için tek tahallül vardır. Umre ihramından çıkan kimse için bütün yasaklar sona erer.

Taksir: İhramdan çıkacak kimsenin saçlarını kısaltması anlamına gelir.

Tehlil: “Allah’tan başka ilah yoktur.” anlamına gelen “La ilahe illallah” cümlesinin söylenmesine denir.

Tekbir: “En büyük sadece Allah’tır.” anlamına gelen “Allahüekber” diyerek Allah’ın büyüklüğüne dile getirmeye denir.

Teşrik Tekbiri: Arefe günü sabah namazından sonra başlayıp her farz namazdan sonra ve en son Kurban Bayramı’nın dördüncü günü ikindi namazından sonra söylenen tekbir cümlelerine teşrik tekbirleri denir.

Temettü: Bir hac döneminde önce umre yapıp onun ihramından çıkarak ihramlıya yasak olan şeylerden yararlanma ve sonra hac için tekrar ihrama girip haccı tamamlama şeklinde yapılan hac türüdür.

Terviye Günü: Zilhicce ayının sekinci günüdür. Başka bir ifade ile arefe gününden bir önceki gündür.

Udhiyye: Kurban Bayramı günlerinde ibadet maksadıyla kesilen kurban demektir.

Umre: Ziyaret etmek anlamına gelir. Hac zamanı dışında belirli bir vakte bağlı olmaksızın ihrama girdikten sonra tavaf ve sa’y ardından tıraş olup ihramdan çıkılması ile yapılan ibadete verilen isimdir.

Vakfe: Bir yerde bir süre kalmak demektir. Hac için ihrama giren bir Müslüman’ın Zilhicce ayının 9. günü öğleden sonra Arafat’ta ve akşam güneşi battıktan sonra o gece de Müzdelife’de bir müddet beklemesidir.

Zemzem: Kabe’nin doğu kısmında yerden çıkan ve vaktiyle yüce Mevla’nın Hz. Hacer ve oğlu Hz. İsmail’e (a.s) ihsan ettiği suyun ismine denir.

Beyhan, E. (2011). Hac ve Umre Duaları. İstanbul: Semerkand Yayınları

Öner, H. (2014). Hadim-ül Haremeyn’in El Rehberi. İstanbul: Semerşah Grup

Karagöz, İ, M. Keskin ve H. Altuntaş. (2007). Hac İlmihali. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları

Keleş, E. (2007). Umre Rehberi. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları